tüm akıntılar sana çıkıyor..

Bir Garip KiÅŸisel-LiK Yorum YOK »

Hani, motoru arıza yapmış bir gemi rüzgarın estiği yöne doğru seyir eder ya yelkenler eşliğinde. Hani, binicisi üzerinden düşmüş bir at rüzgarı yırtarcasına korkarak ve gittiği yeri bilmeyerek koşar ya. Hani, hani freni patlamış bir araba yokuş aşağı son sürat iner ya kime veya nereye çarparak duracağını bilemeden. İşte, tüm bunlar gibi onlarca yüzlerce felaket senaryosundan sağ çıkmak şansı vardır, tüm rastlantıları reddedip hayata tutunmanın bir anlamı vardır, gelecek.

Oysa gelecek ne bilinmez bir kavramdır, sonunun dahi olup olmadığı tartışmalı fakat su getirmez bir sonun bizi beklediği aşikar, ne karamsar bir kavramdır gelecek. Ne mutlu bir andır yaşamak sevdiğin ile, sevdiğin ile hayal kurmak ne güzel bir gelecektir seni bekleyen, ve hayal. Hayal ne güzel bir rüyadır sevdiğin ile görülen, yanında mutluluk var ise tadından yenmez bir lokmadır.

İşte bunların hepsidir hayat. Hayat dediğin oysa ne basit bir kavramdır sevdiğin ile. Sevmek denen duygunun bir nefes gibi hissedildiği, ve buram buram içeri çekildiği bir duygudur aşk. Aşk ne güzel bir duygudur doğru kişi ile;

aşk; rastlantıdır, gelecektir, mutluluktur, hayaldir, rüyadır, nefes almaktır
Seninle aşk, sondur; aşk = hayattır.

Rize deyince..

Bir Garip KiÅŸisel-LiK Yorum YOK »

Rize deyince aklıma karayemiş gelir, karayemiş deyince de Sevgilim..

erkek böyle sever..

Bir Garip KiÅŸisel-LiK Yorum YOK »

Geçenlerde evde oturma halindeyim, yada sanırım Sevgilim den gelecek bir telefon ile ateşlenmeyi bekliyorum, her neyse. Evde otururken gazete var mı diyerek seslendim anneme, annemde eski gazete var dedi, olsun okunmamış gazete yeni gazetedir mantığı ile okuyordum ki gazeteyi son sayfaya geldim ve oha dedirtecek bir yazı ile karşılaştım. Evet oha dedirtecek bir yazı diyorum da aslında kadın ile erkek arasında ki duygusal ve mantıksal farklılığı ortaya çıkartacak bir yazı, hem hangi kadın böyle sevilmek istemez ki..

İşte Haber bu;

Yeni Zelanda’nın Wanganui kentinde yaÅŸayan Horton Ailesi’nin neÅŸeyle baÅŸlayan otomobil gezintisi trajik bir sonla noktalandı. Vanessa Horton, 13 yaşındaki oÄŸlu  Silva ve onun arkadaşı Robert Palmer’i  gezintiye çıkardı. Ancak Vanessa’nın kullandığı otomobil eve birkaç yüz metre   kala, 10 metrelik uçurumdan Wanganui Nehri’ne düştü. Son anda otomobilden inen Robert, Hortonlar’ın evine koÅŸarak baba Stacey Horton’a haber verdi. Stacey olay yerine geldiÄŸi zaman otomobil çamurlu sulara dik bir ÅŸekilde saplanmıştı. Stacey o  esnada eÅŸi Vanessa’nın çığlığını duydu.  Talihsiz adamın kararını vermek için birkaç saniyesi vardı: Ya karısını ya da oÄŸlunu  kurtaracaktı. Nehre atlayarak karısına   doÄŸru yüzdü. Onu sudan çıkardı. Geri döndüğünde otomobilin içinde nehrin çamurlu suyuna saplanan oÄŸlunu kurtarmak için  artık çok geçti.

http://www.aksam.com.tr/2009/12/02/haber/yasam/2646/oglunu_olume_terk_etti_karisini_kurtardi.html

Evet, adam saniyeler içinde karar verip karısını kurtardı. Peki siz olsanız ne yapardınız, ben olsam ne yapardım diye insanın kendisine sorası geliyor bu hayat haberini okuduktan sonra, hani birkaç saniyede olsa resetliyor insanı. Aslına bakılacak olursa erkekler bu konularda genel olarak eşlerinden yana tavır koyarlar diye düşünmüşümdür hep, bu haberde kahramanımız kadın olsaydı bu başlık eminim ki kocasını bıraktı oğlunu kurtardı olurdu. Aslına bakacak olursak bunu genellememek lazım belki bilemiyeceğim (: sonuç olarak hangi insan böyle sevilmek istemez ki, bunu bilmiyorum ama ben şuan en az bu kadar seviyorum..

vay be.

Bir Garip KiÅŸisel-LiK Yorum YOK »

Bi süredir yazamıyorum yine, nedeni belli aslında yine yeni proje peşindeyim yeni bir site var gelen, yeni bir çocuk misali (: onunla ciddi zaman geçiriyorum yani, web olayına girdim gireli hazırlanma aşaması en uzun olan proje aslında, öyle büyük beklenti içine girmemek lazım, bir forumdan öte birşey değil bahsettiğim, fakat gerek teması gerek kullanabilirliği ve gerek çok güvendiğim domaini ile çok başarılı bir forum olacak, neyse resmi açılışı yapmadım daha malum, yakındır (:

Sevgi denen tarifi imkânsız duyguları yoğun yaşıyorum artık, geçmişte ki paranoyak hallerden uzak. Hiç keşfedilmemiş güzellikleri keşfetmek güzel şey olsa gerek, hatta kendimi yeniden keşfediyorum. Bu gönül denen yer ne uçsuz bucaksız bir ummanmış meğersem, ben gidip sonunu gördüm sanırmışım hep aslında gittiğim gördüğümün yerlerin neresi dahi olduğunu bilmeden keskin dönüşler yaşamışım. Şuan gittiğim yolun ucu yok belki, varsa bile sağlam bir mutluluk var orada beni bekleyen arada az olsa tadına vardığımız kocaman mutluluk (:

elleri kınalım..

Bir Garip KiÅŸisel-LiK Yorum YOK »

bu hafta lal olmuş bi şekilde geçen hafta duyduğum şarkının hangisi olduğunu hatırladım (:
özeti şu aslında: senin duyguğun ibo şarkısı neydi diye sorulduğunda,  tam olarak şuan çalan şarkı diyebildim.

yaptığım araştırmalara göre şarkı 1988 in şarkısı,
tesadüfen duyduğum yer taksim, yine tesadüfen sorulan yer kadıköy de bir dürümcü, enteresandı..
eserekliyim ben diyorum inanmıyorlar (:

Neyse, aslına bakılacak olursa ulan ibo şarkısı da neymiş diyeceksiniz falan ne bileyim hor göreceksiniz, küçük göreceksiniz tü kaka yapacaksınız , olabilir yapabilirsiniz açıkçası çok ta umurumda deil (:

ben yine bu noktaya kada ısrarla okuyan arkadaşlara şarkıdan kısa bir hatırlatma geçeyim :

sevmek en güzel duygu sevmek,
aşka gönlünü vermek,
sevmek derdin dermanı demek..

Ulan bi şarkıdan bu kadar bahsedip neden linkini vermez ki insan diye düşünebilirsiniz, işte bu da benim az önce aa ibo mu diye tü kaka yapan arkadaşlar yüzünden küsüp vermemem ile alakalı veya doğrusu şimdi rapide yükle falan uğraşamam açıkçası..

Şaire sormuşlar neden alkolü bıraktın diye, bırakmadım ara verdim demiş. Bu da günün sözü olsun..

Geçen gün ortalama iki haftadır yaptığım rutin ortaklar caddesinden çiçek alma aktivitemi yine gerçekleştirdim, bu sefer saatin epeğ erken olması sebebi ile benim çiçekçi abla yoktu, diğerinden aldım. O da abla değil teyze idi aslında ama olsun, neyse bir daha ondan çiçek almayacağımı söyleyerek ayrıldım yanında, bozuldu kadın, pek de umurumda olmadı açıkçası, neyse.

aşağı doğru yürürken aa ulan çiçek almış çocuk bak bak yirim bakışları atan bi teyze geçti yanımdan, inceden kulağına doğru bak teyze romantizmi ölmedi deyişime gülmesi komikti (:

Bu bekleme hallerini sevmiyorum aslında, nasıl bir yemekse bu onu da bilmiyorum, tüm aileye yemek verse insan bu kadar uzun sürmez sanırım, uzun süredir bekleme halindeyim. Lakin hala ses yok, neyse canım sıkıldı inceden aslında. Saat te 22.00 ye geliyor, neyse ben beklemeye devam edeyim en iyisi, sessiz..

son dakika: fikir değiştirdim, günün sözü olarak bunu seçiyorum:
Bana hayatın boyunca verebileceğin en güzel hediyeyi senin elinden almak isterim..